17 Ocak 2015 Cumartesi

Tutunamayan


       Neredeyim, ama ondan önce daha önemlisi kiminleyim? Bu tavan bilindik, altımdaki yatağın sertliği de öyle. Evet kendi evimdeyim sanırım. Yalnız mıyım yine, kendiminkinden başka nefes duyamıyorum, kandırılmaya fazlasıyla meyilliyim oysa şu an, ufak bir ses yeter, inanırım. Dönüp bakmak istemiyorum sağıma, ya da kalkıp diğer iki odaya, mutfağa, banyoya ve tuvalete, hatta balkona. Geciktirmek istiyorum bu rutini, evde yaşayan bir insan olma ihtimali bile yeterince tatmin edici. Ne oldu dün gece, bölük pörçük her şey. Bara girdiğimde erkendi sanırım, en azından bara girmek için erken. Sebebini anımsayamıyorum, belki de yoktu sebebi, ayaklarım sürüklemişti beni, pekala mümkün. Barmenle bakıştığımızda henüz kararsızdım hangisinin daha iyi olduğu konusunda. Salonumda oturup o muğlak sessizliğin içinde kitap okumak mı, yoksa içkinin biraz olsun zayıflattığı duvarlarımdan birkaç insancığın girmesine izin vermek mi istiyordum. İlki çok daha güven vericiydi. Ana rahmi kadar olmasa da, terketmese miydim keşke o ıslak huzuru, bir o kadar da tiksinçti. O sessizlik muğlak olmasaydı keyifli olabilirdi aslında, her an bir kapı sesi beklemeseydim ve yarım dakikada bir gözüm kaymasaydı telefonun bildirim ışığına. Zayıflamış duvarlarımdan birilerinin girmek isteyeceği de kesin değildi ki hem, tırtıklanmış kurabiye gibi ruhum, tabağa elini uzatan almadan önce düşünüyor bir kez daha, gözü takılınca o itici manzaraya. Suçlayamam ki onları da. Barmen alışkındı benim gibi vakalara, dudağının sol tarafındaki belli belirsiz kıvrımdan anladım, az biraz da gözlerinden. Tavan eski bir dünya haritasını andırmıyor değil. Piri Reis çizmiş olabilir pekala, ya da Coulomb. Hangisi harita çizmişti anımsayamıyorum. Anımsasam bile nereden bilebilirim ki tarihin çarpıtılmadığını, yaşlı bir tarih yazıcısının gözlüklerini takıp hayırlı bir iş yapmanın hediyesi olarak gelen o ruhani gevşemeyle olayları çarpıtmadığını, ‘bizimki yapmıştır canım ne de olsa Müslüman, hem öyle olmasa bile insanlar böyle inansınlar, imanları tazelensin’ düşüncesi eşliğinde hevesli hevesli yazmadığını. Bir anlam ifade etmiyor bu düşünce kalabalığı biliyorum. Farklı düzlemlerdeki doğrular gibi hepsi, kesişmeleri imkansız ama umurlarında değil, oklarını ileri doğrultmuş gidiyorlar. Hem ne önemi var ki, evde bir insan olma ihtimalinin getirdiği mutluluğu birazcık daha sürdürmek için değil mi tüm çabaları. Acı acı gülümsüyor muyum acaba şuan, kim bilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder