Neredeyim, ama
ondan önce daha önemlisi kiminleyim? Bu tavan bilindik, altımdaki yatağın
sertliği de öyle. Evet kendi evimdeyim sanırım. Yalnız mıyım yine,
kendiminkinden başka nefes duyamıyorum, kandırılmaya fazlasıyla meyilliyim oysa
şu an, ufak bir ses yeter, inanırım. Dönüp bakmak istemiyorum sağıma, ya da
kalkıp diğer iki odaya, mutfağa, banyoya ve tuvalete, hatta balkona.
Geciktirmek istiyorum bu rutini, evde yaşayan bir insan olma ihtimali bile yeterince
tatmin edici. Ne oldu dün gece, bölük pörçük her şey. Bara
girdiğimde erkendi sanırım, en azından bara girmek için erken. Sebebini
anımsayamıyorum, belki de yoktu sebebi, ayaklarım sürüklemişti beni, pekala
mümkün. Barmenle bakıştığımızda henüz kararsızdım hangisinin daha iyi olduğu
konusunda. Salonumda oturup o muğlak sessizliğin içinde kitap okumak mı, yoksa
içkinin biraz olsun zayıflattığı duvarlarımdan birkaç insancığın girmesine izin
vermek mi istiyordum. İlki çok daha güven vericiydi. Ana rahmi kadar olmasa da, terketmese miydim keşke o ıslak huzuru, bir o kadar da tiksinçti. O sessizlik muğlak
olmasaydı keyifli olabilirdi aslında, her an bir kapı sesi beklemeseydim ve yarım
dakikada bir gözüm kaymasaydı telefonun bildirim ışığına. Zayıflamış
duvarlarımdan birilerinin girmek isteyeceği de kesin değildi ki hem,
tırtıklanmış kurabiye gibi ruhum, tabağa elini uzatan almadan önce düşünüyor
bir kez daha, gözü takılınca o itici manzaraya. Suçlayamam ki onları da. Barmen
alışkındı benim gibi vakalara, dudağının sol tarafındaki belli belirsiz
kıvrımdan anladım, az biraz da gözlerinden. Tavan eski bir dünya haritasını
andırmıyor değil. Piri Reis çizmiş olabilir pekala, ya da Coulomb. Hangisi
harita çizmişti anımsayamıyorum. Anımsasam bile nereden bilebilirim ki tarihin
çarpıtılmadığını, yaşlı bir tarih yazıcısının gözlüklerini takıp hayırlı bir
iş yapmanın hediyesi olarak gelen o ruhani gevşemeyle olayları çarpıtmadığını,
‘bizimki yapmıştır canım ne de olsa Müslüman, hem öyle olmasa bile insanlar
böyle inansınlar, imanları tazelensin’ düşüncesi eşliğinde hevesli hevesli
yazmadığını. Bir anlam ifade etmiyor bu düşünce kalabalığı biliyorum. Farklı
düzlemlerdeki doğrular gibi hepsi, kesişmeleri imkansız ama umurlarında değil,
oklarını ileri doğrultmuş gidiyorlar. Hem ne önemi var ki, evde bir insan olma
ihtimalinin getirdiği mutluluğu birazcık daha sürdürmek için değil mi tüm
çabaları. Acı acı gülümsüyor muyum acaba şuan, kim bilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder